Zeki Müren’in de bizi gördüğü zamanda Apple TV’nin yeni serüveni.

Televizyonla ilgili belki de en büyük en fantastik düşünce, onun kitlelere, dünya ülkelerine yayılmasının hız kazandığı 60’larda, 70’lerde hatta ülkemizde 80’ler ve benim gibi 90’larda doğan genç nesil için bile, ‘’Zeki Müren’in de bizi görebilmesi’’ ihtimaliydi.

Televizyon, henüz popülerliğini kişisel bilgisayarlara bırakmadığı dönemlerde, şu an akıllı telefonlara ve sosyal medyaya yönelttiğimiz eleştirileri üstleniyordu. Televizyon aptallaştırır. Televizyon asosyal kılar. Ailecek artık konuşmuyoruz, paylaşmıyoruz, dostlarımızla muhabbet etmiyoruz eleştirileri, akıllı telefonlarla harlansa da, bu ateşin kıvılcımı televizyondu. Ancak hemen hemen hiç kimse, onun popüler olduğu dönemde bile televizyonun mobil ve interaktif hale gelmesinin,yani internetin ve akıllı telefonların, yeni sosyal sorunları, narsist kişilik bozukluğu ile ifade edilen ‘’selfie’’ takıntısını, asosyalliği ya da sosyopatlık haline varacak sıkıntılara sebep olacağını belki de tahmin etmiyordu. Televizyon, başına toplanıp mandalina yediğimiz, reklam aralarında tuvalet için kavgaların çıktığı, dizilerin final bölümlerinde sosyal hayatın sekteye uğradı dönemler için, her ne kadar ateşin kıvılcımı dahi olsa da, bir miktar masum kaldı.

Burada, videonun ve televizyonun internetten ne kadar ayrı düşünülebileceğini de sorgular olduk. Reklamcılar, sosyal medyanın yeni televizyon olduğunu düşünüyorlar ki, ben kişisel olarak bunu adapte olamama problemi ya da reklamcılar adına parayı, bütçeyi elden kaçırma korkusu olduğunu hissediyorum. Para kazanmak için televizyonu internetle buluşturmak yerine, interneti yeni televizyon yapma adına bir uğraşı, bu uğraşıda da bir maddi kaygı ve kontrol, güvenlik şüpheleri yattığını hissediyorum. Sosyal medya, internet, forumlar ilk zaman tam bir kişisel paylaşım aracı iken, şimdi internet de yeni televizyon olma yolunda ilerliyor.

İçerik engelleyicilerin bile başedemediği reklamlar, içeriklere gizlenmiş ürünler, en hassas noktadan vuran, vicdanımıza seslenen videoların bile viral çıkması, twitter’ın ve facebook’un reytingi yüksek kanallar gibi içeriği paylaştıkça benzerleşen fenomenler, sayfalar, troller ve capsler, televizyondan ne kadar da farklı tartışılır. Fakat elimizdeki interaktiflik kozu, anonimlik ya da tam aksine, sahip olduğun kimliğin, sahip olduğun araçlarla, mekanlarla, tarzlarla altını çizebilme şansı, toplumsal olaylar konusunda sosyal medyayı ve interneti hala bambaşka kılıyor. Artık Zeki Müren, bizi duymakla kalmıyor, bizimle konuşuyor, bizimle mesajlaşıyor, istediğimiz yerde, istediğimiz şeyleri yapıyor.Üstelik bunun için artık büyük ve ağır bir makineye ihtiyacımız yok, kolumuzdaki saatin twitter’a girdiği bir dönemde, tüm bu mobil kültürün en büyük yaratıcılarından bakalım Apple için, Televizyon ne ifade ediyor?

Apple TV, ilk çıktığı zamanlar, ki adını ilk iTV olarak duymuştuk, harddiski, bir takım basit uygulamaları ve fiyatıyla biraz pahalı bir ürün olarak, çok da kitlelere hitap etmeyen, Apple’ın da hobi olarak tanımladığı bir cihazdı.

Ancak 2. nesli ile beraber, Apple TV, internetin içerik barındırmaktan çok kiralama özelliğini ön plana alarak, harddisksiz, daha makul bir fiyata, daha amacına uygun ve belki bir aksesuar olarak da tanımlandırabileceğimiz bir şekilde çıkmıştı. Apple, iTunes Store ile içerik satın alma kültürünün bitişini, kendi büyüklüğüne ve tecrübesine rağmen bence, maalesef biraz geç farketti. Apple TV, Netflix gibi servisleri de desteklemesiyle cazip oldu. Kullanıcılar artık müzik alanında Spotify, Deezer gibi servislerin yaptığı gibi abonelik sistemine geçiyordu. Ancak bu servislerin artması, Apple’ın belki de içeriğini artık çok da güçlü pazarlayamaması ve sırf iOS ya da Mac cihazlarınızdaki içeriği birebir TV’ye yansıtmanıza yarayan AirPlay özelliği artık Apple TV’ye yetmiyordu.

Uzun bir süredir, son kullanıcılar dahi, Apple’ın artık TV’de uygulama çalıştıracak bir nesile geçeceğini, geçmesi gerektiğini düşünüyordu. Apple için TV, hobi olmaktan çıkıyordu. Apple TV, kendi ürün sayfasına ve eski neslinde bile internet üzerinden aktifleşen yeni uygulama vari kanallara sahip oldu. Apple TV’nin 4. nesli  bu gelişmelerden sonra çok da sürpriz bir adım olmadı.

Apple TV, ülkemizde şu an Apple Online Store’dan alınabiliyor, dolar kurunun da etkisiyle 32 GB model için 629 ve 64 gb model için 829 lira gibi yüksek sayılabilecek bir fiyata sahip.

Dış tasarımda aslında çok büyük bir değişiklik yok. Eski neslin yükselmiş hali diyebiliriz. Ancak en can alıcı değişiklik, bambaşka bir işletim sistemi ve bu sisteme farklı bir giriş yöntemi sağlayan kumandası olmuş.

Apple TV Kumanda Evrimi!
Apple TV Kumanda Evrimi!

apple_tv_inceleme_2015_11_04_elma84_IMG_8760
Halef ve Selef yanyana. Üst profilden pek bir farklılık gözükmüyor, değil mi?

Apple TV 3. ve 4. Nesil arasında ağırlık ve yükseklik farkı var. Yeni Apple TV ‘de Optical Audio girişi yer almazken; USB girişi de yeni nesil USB-C ile değiştirilmiş durumda
Apple TV 3. ve 4. Nesil arasında ağırlık ve yükseklik farkı var. Yeni Apple TV ‘de Optical Audio girişi yer almazken; USB girişi de yeni nesil USB-C ile değiştirilmiş durumda
Apple TV, artık uygulama çalıştıracak bir cihaz olduğu için, 64 bit, A8 işlemci ile geliyor. Uygulamaları barındıracak 32 ya da 64 gb seçenekli bir sabit disk de cihazda yer alıyor. Bu donanım, Full HD bir ekranda görüntülecek uygulamalar için yeterli sayılabilir.

Apple TV’nin en önemli değişikliği kumandasında ve haliyle onunla bir bütün çalışan işletim sisteminde, yani yeni adıyla tvOS’de olmuş.

Ekosistemin en yeni üyesine merhaba deyin: tvOS

Apple cihazların çeşitliliği arttıkça her birinde, kendine özgü, ancak birbirinden çok da kopuk olmayan bir işletim sistemi tercih ediyor. Ancak bu durum, henüz sadece iOS ve Mac OS olarak adlandırılabilecek kadar ürün çeşitliliğinde bir sorun teşkil etmezken, şimdi Apple Watch ve Apple TV ile birlikte yeni adlandırmaları gerektiriyor. WatchOS, tvOS, iOS ve MacOS ile birlikte Apple, belki de şimdi, ‘’fragmantasyon’’ sıkıntısını yaşamanın eşiğine, ancak iCloud ile kusursuz sayılabilecek bir ekosisteminde ciddi bir potansiyeline ulaşıyor. Bu ekosistemin yeni üyesi tvOS ise, eski neslinden izler taşıyor.

Uygulama ekranı genel görüntüsü
Uygulama ekranı genel görüntüsü

YouTube
YouTube…

Müzik...
Müzik…

iTunes Store...
iTunes Store…
Uygulamalar, tek sayfada, ancak yerlerini tıpkı diğer cihazlarda olduğu gibi kullanım alışkanlıklarınıza göre düzenleyebileceğiniz bir şekilde geliyor. En üstte ise, bir galeri gibi son çıkan uygulamaları, ya da mevcut uygulamanın ‘’kapak fotoğrafını’’ görebileceğiniz bir alan yer alıyor. Tüm gezinme, seçme geri gitme gibi işlemler, yeni kumanda üzerinden gerçekleşiyor. Kumandada, henüz kullanamasak da, Siri (Türkiye’de bu arama butonu olarak çalışıyor) ‘’Home’’ tuşu, Menü tuşu, ses açma kapama tuşu (ki televizyonunuzla eşleyebiliyorsunuz, kusursuz çalışıyor) ve play/pause tuşu yer alıyor. Kumanda, bir lightning kablo ile şarj oluyor, kablo, Apple TV’nin kutusundan çıkıyor. Ancak belirtmek gerekir ki, bu nesilde de, HDMI kablo kutu içeriğinde bulunmuyor.

Kumanda Touch Surface adı verilen, esasında bir camdan yapılmış, trackpad ile geliyor. Burada, trackpad gerçekten övgüyü hakediyor. Sistem içindeki hemen hemen tüm girişlerin, etkileşimlerin gerçekleştiği nokta bu cam, force touch destekleyen trackpad. Televizyon ekranına dokunuyormuş hissi, uygulama ikonlarında ve ara menülerde dahi yer alan, gölgeler ve parallax adı verilen derinlik algısı ile kusursuz sayılabilecek bir şekilde deneyimlenebiliyor.

Ancak kumandanın ve arayüzün bir parça öğrenme eşiği var. Bu öğrenme eşiği Apple’ın özellikle iOS tarafında alıştığımız kullanım kolaylığı prensibine biraz ters düşüyor. Mesela hala menü tuşu ve home tuşunun birlikte yer almasına alışabilmiş değilim. Menü, geri butonu gibi çalışırken, bazı uygulamalarda seçenekler butonu gibi çalışıyor, Ancak bazı uygulamalarda menü butonu, tıpkı home butonu gibi bizi ana menü ekranına taşıyor. Home butonu, tvOS’in merkezinde tıpkı iOS’de olduğu gibi uygulamaların olduğunu hatırlatırcasına, iOS’den alışık olduğumuz şekilde çift tıkladığımızda multitasking ekranını açıyor. Menü butonuna çift tıklama ise, ekran koruyucuyu etkinleştiriyor. Ekran koruyucu videolar gerçekten oldukça etkileyici, şehir ve doğa temalı yüksek çözünürlüklü flycam, ağır çekim  videolarından oluşuyor.

apple_tv_inceleme_2015_11_04_elma84_IMG_8774

apple_tv_inceleme_2015_11_04_elma84_IMG_8762

Menü ve Home tuşu, altta ise Siri için atanmış, ancak ülkemizde arama tuşu olarak kullanılan bir buton yer alıyor.
Menü ve Home tuşu, altta ise Siri için atanmış, ancak ülkemizde arama tuşu olarak kullanılan bir buton yer alıyor.
Kumanda ile ilgili öğrenme eşiği dışındaki bir diğer olumsuz nokta, gerçekten fazlasıyla ince ve dar olması. Belli bir süre kullanımdan sonra, özellikle yazı yazmaya çalışırken ya da oyun oynarken, parmaklarımın ağrıdığını hissettim. Kumanda çok şık, ancak sonuçta salonda, televizyonun yanındaki vitrinli büfede, annemizin çeyizinden kalma Çin porselenlerinin ya da Bohemya camlarının yanında dursun diye verilmiş bir ürün değil. Bu incelik ve hafiflik, oyun oynarken, özellikle ivmeölçeri kullanan oyunlarda hissiz bir direksiyon, hissiz bir buton ve ergonomik olmayan tuş konumlandırmasıyla birlikte sancılı bir sürece sebep oluyor.

apple_tv_inceleme_2015_11_04_elma84_IMG_8767

apple_tv_inceleme_2015_11_04_elma84_IMG_8764
Apple TV eski nesil kumanda ile de kontrol ediliyor ancak uygulamalar ve oyunlar desteklemiyor.

Apple TV Kumanda Evrimi!
Apple TV Kumanda Evrimi!
Apple TV’nin en büyük kozlarından biri oyunlar. Kumanda’nın touch surface özelliği ve kendinden bir ivmeölçer barındırması sebebiyle, Apple TV artık, aynı zamanda bir oyun konsolu olma iddiasını da taşıyor diyebiliriz. iOS tarafındaki çeşitlilik ve kalite, tvOS tarafına ne kadar sürede yansır bilinmez ama, Şu an için Crossy Road,Jetpack Joyride, Asphalt 8 ve Rayman Adventures denediğim oyunlardan oldu. Apple TV kesinlikle ‘’hardcore’’ sayılabilecek oyuncuları tatmin edebilecek bir seviyede değil. Ancak daha çok Nintendo gibi ‘’casual’’ oyuncuları memnun edebilecek düzeyde. Fakat özellikle uzun süreli oyunlar ve daha iyi kontroller için MFI sertifikalı bir oyun kolu şart. Kumanda ile Crossy Road ve Jetpack Joyride oldukça yeterli ve eğlenceli. Ancak Asphalt gibi daha ‘’casual’’ sayılabilecek bir yarış oyunu için bile Apple TV’nin kumandası pek yeterli değil. Burada, aslında Apple TV’yi PlayStation ve XBOX gibi oyun konsolları karşısında konumlandırmak da doğru değil. Çünkü Apple Game Center ve App Store gibi güçlü servislere de sahip olsa da, PlayStation ve XBOX, ciddi bir kullacı kitlesine ve bu kitlenin alışkanlıklarıyla gelişmiş neredeyse başlı başına bir kültüre, artık ikonikleşmiş oyun kumandaları ve PSN gibi markalaşmış servislere sahip.

Bu noktada Apple TV, kesinlikle Wii gibi, daha casual oyunlar için yeterli sayılabilir. (Bu noktada Beat Sport isimli bir oyundan söz edilebilir. Wii Sportta olduğu gibi kumandayı sallayarak raketle vurma hareketlerini gerçekleştiriyorsunuz. Ancak bu noktada titreşim olmadığı için zayıf bir his ve 50 lira gibi absürt bir paraya satılan remote loop bilekliğinin kutu içeriğinde yer almaması deneyimi biraz sekteye uğratıyor)

Üstelik genel olarak konsol piyasasında, Playstation 4 gibi donanım anlamında gelişmeler ya da GTA 5 gibi ciddi satış oranlarını yakalamış yapımlar yer alsa dahi mobil dünyaya yenik düşen bir tablo var. Televizyon karşısında oturma kültürü bittiği gibi oyun konsolu kültürü de biraz biraz zayıflamaya başlıyor. Telefonlar, pek çok cihazın yerini alırken, oyun konsolları da bu değişimden bir parça nasibini alıyor. 2008’den bu yana baktığımızda (2007 ilk nesil iPhone’nun çıkışı ve 2008’i AppStore’un doğumu olarak kabul edersek) konsolların kan kaybettiğini, belki de oyun kültürünün twitch gibi, oyun oynayanları izlemekten, oyun oynamaktan daha fazla zevk alan bir kitle yarattığını ve bizler gibi atari salonunda 2 jetona bölüm geçen kuşağa anlamsız da gelse bu kitlenin yavaş yavaş arttığını gözardı etmemiz mümkün değil.

http://www.statista.com/statistics/276768/global-unit-sales-of-video-game-consoles/

Crossy Road
Crossy Road

apple_tv_inceleme_2015_11_04_elma84_IMG_8780
Oturma Odanızda “Asphalt 8 Airborne”

Asphalt...
Asphalt…
Üstelik Apple’ın televizyon karşısında oyun oynamak yerine, Apple Watch ve HealthKit gibi kitlesel sağlık çalışmalarına, gelişmelerine destek olmaya çalıştığı, bu çalışmayı pazarladığı bir dönemde, mesela aktivite durumuma göre öneriler, uyarılar, hatırlatmalar ya da belki de augmented reality kullanan, dışarıya çıkıp, yürümemi gerektirecek,  sağlık tabanlı uygulamalar, oyunlarla Apple TV’yi desteklemesini beklerdim. Ancak Apple TV, ‘’couch patato’’ durumunda kaldığınız zamanlarda bizi uyarmıyor, watchOS ile birlikte güzel bir kombinasyon olabilirdi.

Apple TV’de bir web browser yok. Ancak Web’den ve mobil uygulamalardan farklı, büyük ekrana göre tasarlanmış ve özenle oluşturulmuş hissini veren, sayısının daha sonra artacağına kesin gözüyle baktığım; Periscope, Speedtest ve Tripadvisor  gibi başarılı uygulamalar var. Büyük ekranda, oldukça modern bir arayüzle ve çözünürlükte çalışıyorlar. Ancak uygulamalar konusunda en büyük sıkıntı şu an yazı girişinde. Kumanda ile yazı yazmak diğer konsol ve tv ürünlerinde olduğu gibi Apple TV’de de tam anlamıyla eziyet. Üstelik ilginç bir şekilde, iOS ve Apple Watch üzerindeki Remote uygulaması şu an 4. Nesil Apple TV’yi desteklemiyor. Bir bluetooth klavye, hatta Apple Bluetooth klavye olsa dahi bağlanamıyor. Bu gerçekten ilginç bir durum. Siri, henüz tvOS üzerinde türkçe seçeneğinde desteklenmiyor da olsa, ben diktenin çalışmasını beklerdim. Bu ciddi manada bir sorun, bir sıkıntı yaratabiliyor. Kutuyu ilk açtığınızda, iBeacon özelliği ile iPhone’nunuz bluetoothunu açıp Apple TV’ye yaklaştırdığınızda kurulum adımlarını hızlıca tamamlıyorsunuz. Ancak manuel bir kurulumda, şifreler ve Apple ID söz konusu olduğu için, kurulum bile uzun sürebilecek bir eziyet oluyor.

Apple TV Arama Ekranı
Apple TV Arama Ekranı
Bir diğer eksik özellik ‘’continuity’’. Gelen aramaların, mesajların, bir takım bildirimleri televizyonda görmek, hatta yanıtlamak güzel olabilirdi. Lakin kumanda bir mikrofon barındıyor. Belki bir güncelleme ile bu eksiklikler giderilmiş olur. Ancak şu an için bu eksikliklerin de kritik olduğunu söylemek gerekiyor.

AppStore’da belirttiğim gibi henüz bir çeşit yok. Uygulama sayısı oldukça az. Ancak Apple TV’nin potansiyeli kesinlikle sosyal ağ uygulamalarında ve stream servislerinin ülkemizde de sayıca artmasıyla ortaya çıkabilir. Hulu, Netflix gibi servislerdeki içeriğin, Apple TV’nin genel arama / spotlight menüsünden de ulaşılabilir olması, özellike ABD’de bulunan kullanıcılar için, onu sonsuz bir içeriğe sahip bir cihaz gibi hissettirebilir. Ancak ülkemizde henüz kullanıcıların çoğu Spotify gibi bir servise dahi para vermeye pek alışmamışken, Film / Dizi hizmetlerinde korsan içeriği ulaşma yollarının oldukça kolay olması sebebiyle (Google’a izle,indirmeden izle full izle, altyazılı izle, tek parça izle yazma kültüründen bahsediyorum elbette) Apple TV, ülkemizde düşük bir satış potansiyeli taşıyabilir. Bunda, adil kullanım kotası gibi ilkel sınırlamalar da etki sahibi olabilir. Lakin yüksek çözünürlüklü video ciddi bir veri alışveriş trafiğini gerektiriyor. Üstelik Apple TV, bir kısım ülkelerde yaygınlaşmış, 4K çözünürlüklü içeriği bu neslinde daha desteklemiyor. Ancak bu haliyle bile HD video stream etmek, ülkemiz internet kullanıcıları adına can sıkıcı bir halde.

Yazının başına tekrar dönmek gerekecek. Hayat, özellikle büyük şehirlerde yaşayan genç kesim için artık oldukça mobil oldu. Herkes hareket halinde, bu hareketlilik halinde en hızlı şekilde üretim yapma ya da yapılanı denetleme mecburiyetinde. Televizyonun karşısına geçen, ona zaman ayırabilen kişilerin sayısı azalıyor. Televizyon için üretilen diziler, programlar, cep telefonlarından, bilgisayarlardan takip ediliyor. Üstelik bir kısım, bu içeriğe bağlı kalmıyor, televizyon için içerik üreten büyük prodüksiyon şirketleri, kanallar, servis sağlayıcılar dışında, Youtube gibi, Scorp gibi, Periscope gibi servisleri kullanan,kendi kanallarını oluşturan, ‘’indie’’ sayılabilecek içerik üreticileri ve bu içerik üreticilerinin ciddi bir takipçi kitleleri var. Genç kuşak için Twitch bile apayrı bir kültür sayılabilir. Twitter ve Facebook’un interaktif eğlence ve haberleşme imkanı, televizyonu, ‘’Zeki Müren’in bizi göremediği’’ eski mecrayı iyice cansız kılıyor. Üstelik televizyon, siyasi bir takım hassas değerleri olan her kesimden insan için, geçersiz, yeteneksiz ve yanlı geliyor. Baskısız, sansürsüz, ve daha katı, objektif yayınlar, hangi görüşten olursa olsun, internette yer buluyor ve bu alışkanlık televizyonu, internete ulaşan kitlenin gözünde daha da ‘’aptal kutusu’’ yapıyor. Tüm bu geçiş döneminde, Apple, TV’yi uygulamaların dünyasında bir yer edinmeye zorluyor.

Ancak kişisel görüşüm, telefonundan, sosyal medyasından kopamayan insanoğlu için, televizyonun yeniden diriltilmesi gereken bir mecra değil de, internet içeriğini daha kaliteli, daha yüksek çözünürlükte ve daha büyük bir ekranda gösterebilecek bir monitör düzeyine indirmemiz gerektiği kanısında. Lakin, filmler, diziler, içerikler artık daha interaktif, büyük şirketlere daha az bağımlı ve maalesef daha hızlı tüketilirken, Televizyon belki de artık daha hızlı ölüyor.

Reklamlar