Apple Watch: Dijitalin Son Zaferi.

Belki de bu topraklardan çıkan ilk akıllı dijital saat incelemesi 1961 yılında -müthiş bir gözlem ve öngörü ile- Ahmet Hamdi Tanpınar’dan geldi:

“Saatin kendisi mekan , yürüyüşü zaman , ayarı insandır…”

Dünyanın artık daha hızlı döndüğü bir çağdayız. İletişim ve ulaşımdaki hızın insanın iş gücüyle ilgili beklentileri de arttırmasıyla, zaman kavramı artık bazen gerçekten ulaşılması zor olan hedeflerin de en büyük sorumlusu. Hayatın akışında üzerinde durup düşünemeye bile vaktimizin olmadığı bir mesele aslında zaman meselesi. Doğumuzdan, ölüme kadar geçen zamanda, diğer canlılar ve yaşadığımız evrenin fizik yasaları gereği oluşturduğumuz doğal ışık değişim kesitleriyle belirlenen hayatımızda, artık zamanın tanımlanması, bu tanımlamada yapılan doğrular ve yanlışlar hayati bir önem taşıyor. Belki de bu yüzyılda saat, belgeleme ve hız ölçümlerinde daha küçük birimlere ihtiyaç duyduğumuz bu dönemde daha ciddi bir rol üstlendi. Ancak her alanda olduğu gibi, analog mantıkta çalışan pek çok araç gerecin dijitale diz çöktüğü noktada, belki de saat için de bir geçiş dönemi yaşıyoruz. Bu Apple Watch incelemesini yazarken, analog dijital kavramına pek çok kez değinmek gerekecek, insanlar hala cihazlarının arayüz tasarımda bile ‘’analog’’ dünyanın ipuçlarının kullanılıp kullanılmaması gerektiği tartışırken, -ki iOS 7 ile Apple bu konuda kendi çizgisini net bir şekilde ortaya koymuştu- saat gibi analog makinaların estetikle,son derece titiz işçilikle üretildiği ve bu üretimin ciddi bir maddi karşılığı olduğu sektörde Apple, belki de alınabilecek en ciddi kararı alarak ‘’dijital saat’’ kavramını biraz daha ileriye taşıdı. Bu inceleme yazısı belki Türkiye’de yazılmış ilk Apple Watch incelemelerinden biri olacak; saatin tedarik zincirinde yaşanılan sorunlardan dolayı pek çok insan, ilk dalga ülkelerden satın almasına rağmen, Apple Watch’ı henüz daha deneyimleyemedi. Biz bu konuda şanslıyız, Apple Watch’ı İstanbul’da kullanma imkanı bulan az sayıda kişilerden biriyiz. Ancak belki de bu topraklardan çıkan ilk akıllı dijital saat incelemesi 1961 yılında -müthiş bir gözlem ve öngörü ile- Ahmet Hamdi Tanpınar’dan geldi; “Saatin kendisi mekan , yürüyüşü zaman , ayarı insandır…”

Apple Watch ve Deneyim

Apple Watch’ın kutudan çıktığında işe koyulabilmesi için en azından iPhone 5’e ihtiyacınız var. iOS 8.2 ile beraber gelen Apple Watch uygulamasıyla cihaz orjinal bir kod animasyonu üzerinden iPhone’nun kamerasıyla eşleşmeye başlıyor.iPhone 5 ve üzeri cihazlar dışında hiç bir cihazla Apple Watch’ı aktifleştirmeniz mümkün değil. Üstelik buna Apple iPad’de dahil.

Cihazı açtıktan sonra dil seçimini yapıyorsunuz. Bu arada belirtmek gerekir ki Apple Watch arayüzünde henüz Türkçe kullanılamıyor. Türkçe Siri desteğini iOS 8.3 ile almamıza rağmen, Apple Watch, Türkçe Siri desteklemiyor.  Fakat dikte ve hızlı mesaj cevap kalıpları Türkçe desteklediği için, şu an pek de bir sorun teşkil etmiyor bu durum. Apple Watch iPhone ile eşleştirdikten sonra  uygulamalarınız kurulmaya başlıyor. Bu sırada bildirimleri, saati ve yazılım içerisinde gelen uygulamaları kullanmaya başlıyorsunuz. Şu an 3000 civarında uygulamanın destek verdiği Apple Watch, ülkemizdeki ilk kullanıcıları için App Store konusunda çok tatmin edici değil. Lakin bu 3000 uygulamanın bir çoğu Amerika’da hizmet veren şirketlere ait. Türkiye’de şu an için benim en çok kullandığım uygulama Soundhound oldu. Eğer şarkının sözleri veri tabanında varsa, Apple Watch’da anlık olarak sözleri takip edebiliyorsunuz. Instagram uygulamasını gerçekten anlamış değilim. Apple Watch ekranından Instagram’a bakmanın çok iyi bir deneyim olduğunu düşünmüyorum. Uber gayet hızlı çalışıyor, ancak ben bu alanda BiTaksi’yi de görmek isterim. Özellikle İstanbul’da en çok kullandığım uygulamalardan biri BiTaksi.

Twitter Timeline'ı görsel destekliyor.
Twitter Timeline’ı görsel destekliyor.

Twitter ise Instagram’a nazaran biraz daha kabul edebilir. Sonuçta son yazılan tweetler üzerinden gündem hakkında az çok fikriniz oluyor. Skype üzerinden mesajlaşabiliyor, ancak sesli görüşme henüz yapamıyorsunuz. Hürriyet’in uygulamasından ana başlıkları görebiliyorsunuz. Fazlası için telefona ihtiyacınız var. CalcBot ile hesap makinesi de oldukça işe yarıyor.

Turkcell Platinium.
Turkcell Platinium.

Turkcell Platinium uygulaması çok özenli hazırlanmış. Kalan kullanımları, fatura bilgilerinizi görebiliyorsunuz.Garanti Bankası kullandığım için bankaların uygulamalarını deneyimleme şansım olmadı, ancak bu uygulamalarında kolaylık katacağı kesin. Zomato da artık yerel bir uygulama kabul edilebilir. Türkiye için Mekanist’i satın aldıktan sonra ciddi bir veritabanı elde ettiler. Watch üzerinden bu veritabanına ulaşmak ve navigasyon ile mekanları keşfetmek epey pratik.

Yakınınızdaki mekanları Zomato ile görebilirsiniz.
Yakınınızdaki mekanları Zomato ile görebilirsiniz.
Hürriyet'in uygulamasından sadece başlıklara erişilebiliyor.
Hürriyet’in uygulamasından sadece başlıklara erişilebiliyor.

Apple Watch OS 1.0 dahilinde gelen uygulamalar oldukça başarılı. Aktivite uygulaması, bana Nintendo samimiyetinde uyarıları ile biraz uzak doğulu firmaların ve tüketicilerin kullanım alışkanlıklarını hatırlattı. Pazartesi sabahı saatime, Geçen hafta bu şekildeydi tempomuz şeklinde bir uyarı geldi mesela. Bu kadar ‘’kişiye özel koç’’ havasında bir durum beklemiyordum. Sabah yürüyüşe çıktığımda ‘’güne hızlı başladın’’ minvalinde bir uyarı düşüyor örnek olarak. Uzun süredir oturuyorsun, ayağa kalkıp minik bir yürüyüş yap uyarıları ile, aktivite, telefonda da gözlemleyebileceğiniz çok başarılı bir uygulama ile geliyor. Rozetler kazanıyor, hedeflerinize ulaşıyorsunuz. Nabız ölçümü de yapan saat, bunu belli periyodlarla gerçekleştiriyor, size ‘’bakışlar’’ ekranından bunun bilgisi veriyor.

Öğlen durum raporu.
Öğlen durum raporu.
Hareket Vakti...
Hareket Vakti…
Pazartesi Sabahı...
Pazartesi Sabahı…

Telefon deneyimi beklediğimden çok daha iyi. Ses seviyesi çok gürültülü ortamlar için pek yeterli değil. Sokakta ise Watch üzerinden sadece çok kısa 1-2 cümlelik konuşmalara cesaretiniz varsa bir sorun yok. Çünkü şu an için insanların tepkileri eskiden cafelerde laptop açtığınızda oluşan tepkiden daha beter bir durumda haliyle. Fakat mesela bir kafede,kalabalık da olsa daha izole bir ortamda konuşmakta hiç problem yok. Neredeyse karşınızda oturan arkadaşınız sizi duymuyor. Üstelik siz gayet yeterli bir şekilde karşı tarafın sesini duyabiliyorsunuz. Bu da kişisel durumlarda işinize yarayabilir. Aracınızda bluetooth bağlantısı yoksa, Apple Watch üzerinden konuşmak da oldukça pratik. Ama şu an için, İstanbul’da özellikle toplu taşımada pek kullanışlı olabileceğini söyleyemem.Bunun sebebi tabi yine insanların tepkileri. Özellikle kalabalık bir yolculukta yanınızdaki insana sesi ulaşma durumu var. Fakat deneyimin kesinlikle iPhone’dan hoparlörden konuşmakla alakası yok. Çok net, fakat derin bir ses aldığınızdan ancak yan koltuktaki yolcu belki karşı tarafı anlayabilir. Fakat bileğinize doğru konuştuğunuzda elbette pek çok bakışı üzerinizde hissedeceksiniz. Bir iki kısa cümle ile görüşmeyi sonlandıramazsanız, iPhone üzerine geri dönmek oldukça kolay ve kusursuz. Bunu da gözardı etmemek gerekir.

Mesajlar gerçekten en pratik kullanımı sağlıyor. Özellikle iMessage üzerinde gönderilen animasyonlar oldukça eğlenceli. Bu animasyonlar iPhone üzerinde normal bir gif dosyası olarak çıktığından, tüm iPhonelara hatta MMS üzerinden tüm cihazlara bu animasyonları gönderebilirsiniz. Size gelen ses ve görselleri de Apple Watch üzerinden dinleyebilir ve izleyebilirsiniz. Dikte, kusursuz. Mesajları Türkçe dikte ile cevaplayabiliyorsunuz. İsterseniz ses dosyası olarak da cevabınızı gönderebilirsiniz.Üstelik hızlı cevap seçeneklerinde henüz bir Beta havası sezilse de duruma ve sorulara göre teşekkür ederim, evet, hayır, olur, olmaz, kesinlikle, seni daha sonra ararım gibi akıllı kalıplar, konsantre olduğunuz işe devam etme konusunda size hız katabilir.Hızlıca konumunuzu arkadaşınıza göndermek belki de güvenlik için yeni olasılıklar yaratabilir. Mesajlar uygulamasından yeni bir mesaj yaratmak da mümkün. Bunun için kişiler butonunu kullanabileceğiniz gibi, aynı zamanda mesajlar uygulamasında Force Touch kullanarak bu seçeneğe erişebilirsiniz. Mesajlaşma konusunda en çok dert edebileceğiniz nokta WhatsApp. Uygulamanın henüz Apple Watch sürümü yok. Bildirimleri alıp, mesajları okuyabiliyorsunuz. Fakat cevap vermeniz için iPhone’a dönmeniz gerekiyor.

Hızlı konum paylaşımı güvenlik için bir artı.
Hızlı konum paylaşımı güvenlik için bir artı.
Apple Watch, hazır cevap bir saat.
Apple Watch, hazır cevap bir saat.
Dikte Türkçe konusunda anlayışlı.
Dikte Türkçe konusunda anlayışlı.
Mesajlarda görsellere ulaşılabiliyor.
Mesajlarda görsellere ulaşılabiliyor.

Mailler mesajlara göre daha kısıtlı gözüküyor. Bültenlerdeki görselleri ve ekleri göremiyorsunuz. Mail’e cevap veremiyorsunuz. Bayrak ekleyebiliyor, çöpe gönderebiliyorsunuz. Fakat bu sırada iPhone üzerinde yine Handoff özelliği çalışıyor ve anında telefona dönebiliyorsunuz.

Mail içeriği bu şekilde.
Mail içeriği bu şekilde.

Müzik uygulaması iPhone’daki müziği kontrol edebiliyor. Hatta AirPlay destekli cihazlarınız varsa kaynağı da değiştirebiliyor. iPhone üzerindeki tüm kütüphaneyi görebiliyorsunuz.Ses seviyesini değiştirirken Digital Crown kullanmak Apple’dan beklenildiği gibi; ‘’Cool’’

Watch üzerinden iPhone kütüphanesi tarayabiliyorsunuz.
Watch üzerinden iPhone kütüphanesi tarayabiliyorsunuz.

Saatin kendi hafızasına müzik yükleyebilirsiniz. Saat şarj aletine takılıyken, iPhone’dan istediğiniz listeyi saatin hafızasına yollayabilirsiniz.Bunun için ayrılan kapasite ise 2GB.Fakat saatin dahili hoparlörü, müzik dinlemek için kullanılamıyor. Pratikte de bu bir ‘’eksiklik’’ değil, tam aksine mantıklı bir seçim oluyor. Apple Watch ve müzik konusunda tam verim almak için, bluetooth destekli bir kulaklığa ihtiyacınız olabilir. Lakin benim şu an en büyük hayal kırıklığım iPhone üzerinde müzik dinlerken oldu. Kulaklıklarım iPhone’a takılı ve müzik dinliyorum. Şarkı değiştirme, kütüphaneyi tarama konusunda anında tepkiler ile hiç bir sorun yaşamadım. Ancak telefona bir çağrı geldiği anda, Watch’dan cevapladığım zaman bu konuşma Watch üzerinden gerçekleşti. Bunun için de bir seçenek olmasını isterdim. Bu senaryo için -ki toplu taşıma ve antremanlarda karşılacağınız bir durum bu- bluetooth kulaklık şart. Fakat kulaklığınız destekliyorsa, saatten kimin aradığına bakıp, kulaklık üzerindeki yanıtlama tuşuyla cevap verebilirsiniz.

Kamera uygulaması, özellikle iPhonegraphy’nin ders olarak verildiği bu dönemde çok büyük kolaylık. Tripod üzerinde duran iPhone’u kontrol etmek, zamanlayıcı çalıştırmak, Selfie çekmek, TimeLapse fotoğraflar hazırlamak gibi durumlar için Apple Watch kusursuz ve neredeyse gecikmesiz bir vizör. Üstelik 3. parti kamera uygulamalarının da bir kısmı bu özelliği destekliyor, video için bile hizmet veriyor. Bir güzel detay ise Apple Watch ekranından iPhone kamerasının nereyi pozlaması gerektiğini seçebilmeniz. Güneş arkanızdayken selfie çekmeye çalıştığınızda kullanabilirsiniz mesela bu özelliği. Ters ışık durumlarında can alıcı bir nokta olacağı kesin. İlerde Apple Watch üzerinde donanımsal olarak bir kamera olur mu bilemiyorum. Ama bir kere FaceTime üzerinden arandığımda bir anlık da olsa watch üzerinde kamera aradığımı söylemeliyim.

Mickey.
Mickey.

Saat arayüzlerinde favorim Mickey oldu. Astroloji ise belki de en ilginç arayüz. Gezegenlerin güneş çevresinde dizimini, ayın şu anki durumuna göre yüzeyini ve dünyanın gece gündüz haritasını görebiliyorsunuz. Klasik kadranlı seçenekler de var, ancak bu kadar ‘’akıllı’’ bir dijital saat için kişisel olarak yorumum çok da ‘’tatlı’’ durmadığı. Remote uygulaması, iTunes ve Apple TV destekliyor. Ancak minik bir hayal kırıklığı, Remote uygulaması iTunes kütüphanenizi göstermiyor. Bunun nedenini anlayabilmiş değilim. Takvim uygulaması bir hafta içerisinde tüm programlarınızı görüntülüyor. Fakat aylık görünümde sadece bulunduğunuz ayı görebiliyorsunuz.

Alarmlar, özellikle evde erken kalkan kişi iseniz çok hoşunuza gidecek. Saat sadece sizin duyacağınız biraz şiddetli bir titreşimle, sizi uyandırıyor. Bu ‘’alarm yapılan şarkıdan soğumak’’ konusunda da bir adım atabilir. Maalesef pek çok favori parçamı şu an sırf bu yüzden dinlemiyorum. Watch’ın şimdilik en çarpıcı işlevleri bu şekilde. Fakat işin ‘’büyüsünün’’ başladığı yer kullanıcı deneyimi. Watch, Digital Crown, Force Touch, Taptic Engine ve iletişim için atanmış kişiler butonu teknolojileri ile gerçekten çağın ötesinde deneyim sağlıyor. Üstelik pek çok uygulamaya imkan tanırken tıpkı iPhone’daki home tuşu misali Dijital Crown’a tıkladığınızda, ana ekrana, saate ve son kullanılan uygulamaya hemen dönüş sağlayabiliyorsunuz.

Digital Crown, metin kaydırma, zoom ve ses işlevleri için kullanılıyor. Digital Crown ile etkileşim muazzam. iPod’dan alışık olduğumuz Click Wheel deneyimine oldukça yakın. Ana ekranda ve fotoğraflarda zoom efekti, metin ve liste kaydırma sırasındaki hassasiyeti, oldukça başarılı.

Force Touch saatin diğer Apple ürünlerine göre bir  ‘’Learning Curve / Öğrenme Eşiği’’ olmasının en büyük sorumlusu. Mesela twitter uygulamasında saate sertçe ‘’bastırdığınızda’’ yeni tweet seçeneğini görüyorsunuz. Bu seçenek özellikle ilk deneyimlerde son kullanıcı için bir sorun yaratabiliyor. Ancak doğru bir şekilde bastırırsanız, saat minik bir titreşim gönderip, ekstra menüleri açıyor. Bunu mesajlar uygulasında yeni mesaj yazmak (belki de artık söylemek demeliyiz) için, saat uygulamasında saati kişiselleştirmek için, bildirimler ekranında ise bildirimleri silmek için kullanabilirsiniz.

CalcBot, force touch yaptığınızda, işlem seçeneklerini çıkarıyor.
CalcBot, force touch yaptığınızda, işlem seçeneklerini(toplama, çıkarma vs.) gösteriyor..
Force Touch ile yeni tweet seçeneği beliriyor.
Force Touch ile yeni tweet seçeneği beliriyor.

Taptic Feedback biraz hayal ettiğimden farklıydı. Ben daha kişisel bir his beklerdim. Normal bir titreşimden çok da farklı mı bilemiyorum. Ancak, ritimler o kadar güzel ayarlanmış ki, özellikle navigasyon konusunda sağ ve sola dönüş yarattığı farklı ritimler ile haritaya bakmadan, yol tarifini duymadan bile gideceğiniz yere ulaşmanızı sağlıyor. Engelli kullanıcılar için bu erişilebilirlik konusunda çok ciddi bir yardımcı olabilir. Kişiler butonu, hızlı mesajlar için çok rahat bir kullanım. Apple Watch kullanıcı sayısı arttıkça, kalp atışınızı, çizimlerinizi ve titreşimlerinizi gönderme fonksiyonlarıyla, oldukça farklı bir iletişim anlayışı başlatacağı kesin. Saatin ‘’öğrenme eşiği’’ yazıyla anlatıldığında oldukça karmaşık gelebilecek bir durum. Bu yüzden yazı ile ifade etmenin çok da anlamı olduğunu düşünmüyorum. Çünkü bu şekilde deneyimin pratikteki hissiyatını vermek oldukça güç. ”Bildirimler ve bakışlar’’ sadece saat uygulaması açıkken görebileceğiniz biri alttan biri üstten kaydırınca açılan ekranlar.

Bakışlar, aslında widget/dashboard mantığında çalışan bir ekran. Mesela bakışlara twitter uygulamasını eklediğinizde son trend olan hashtag i görebiliyorsunuz. Borsadan seçtiğiniz kuru görüyor, aktiviteden hareket durumuna bakabiliyor ve hava durumundan anlık değerlere ulaşabiliyorsunuz. Ancak burada mesela hava durumuna dokunduğunuzda sizi bu uygulamaya göndermiyor. Daha fazlasını yapamıyorsunuz. Bunun için saat uygulamasından çıkıp ana ekrandan hava durumunu açmanız gerekiyor. Bunun sebebi ise mantık olarak Apple’ın saat üzerinde yapılan işlemler için en az sürede en fazla bilgiye ulaşmanızı hedeflemesi. Zaten fizyolojik olarak da kolunuzu o şekilde tutarak üstelik telefonunuz çok da uzakta değilken mesela sayfalarca tweet okumak çok da doğru, sağlıklı değil. Ama ‘’bakışlar’’ ekranı, bu minik bilgiler için gayet güzel çalışıyor.

Nabız yoklamasını Bakışlar üzerinde görebiliyoruz.
Nabız yoklamasını Bakışlar üzerinde görebiliyoruz.
Bakışlarda hava durumu.
Bakışlarda hava durumu.
Bakışlarda borsa.
Bakışlarda borsa.

Saat elimize ulaşmadan önce incelemerde gördüğümüz özellikle 3. parti uygulamalarda çok fazla lag bulunmasıydı. Fakat telefonunuz üzerinde Wireless ya da 3G bağlantınız güçlü ise, saatte de uygulamanız kusursuz çalışıyor. Konum servisi kullanan uygulamalar için de aynı durum, açık hava için geçerli. Mesela bir apartmanın iç kısmında konum servisi kullanan uygulamalar biraz daha geç bilgi veriyor. Video incelemelerde gördüğüm 10-15 saniyelik beklemelere ise nadir rastladım.

Uber'in kapalı mekanda açılışı uzun sürüyor.
Uber’in kapalı mekanda açılışı uzun sürüyor.

Pil süresi ise herkesin, özellikle akıllı telefon deneyiminden sonra merak ettiği en büyük konu. Pil, Apple Watch üzerinde hiç problem değil. Pazar sabahı 8’de uyandım. Apple Watch üzerinden müziğimi kontrol ettim. Teşvikiye – Karaköy arasını yürüdüm. Bildirimlere cevap verdim. Arada bir Twitter’a baktım. Daha sonrasında Apple Watch üzerinde bir kaç kısa telefon görüşmesi gerçekleştirdim. Kamera uygulamasını kullandım. Bu sırada bir kaç meraklı arkadaşla arayüzde epey bir gezindik. Eve geldiğimde, ki bu saat akşam 19’du, şarjım %60 gösteriyordu. Evde ise Apple Watch’ı epey kurcaladım, Apple Watch’a göre uzun sayılabilecek telefon görüşmeleri gerçekleştirdim ve Remote uygulamasını kullandım. Gece saat 2’de pes edip %18’de saati şarja taktım. Kesinlikle yoğun sayılabilecek kullanımda bile bir günü rahat çıkarıyor. Şarj olma süresi fena değil, üstelik iPhone’nun şarj adaptörü ile de şarjı destekliyor. Şarj aparatı mıknatıslı ve girişsiz olduğu için saatin arkasına yapıştığı, temas ettiği an şarja başlıyor.

Apple Watch'ın hala %76 şarjı var.
Apple Watch’ın hala %76 şarjı var.

Apple Watch’ın belki de en ilginç tarafı ise tasarım. Şu an kullandığım model 42mm Sport. Beyaz kayış ise Apple ürünü kullandığınızı hissettiriyor. Fakat Space Gray Sport’un şu an bulunması en zor modellerden biri olduğu da bir gerçek. Siyah belki de pek çok tarzla uyum sağlayacağından tercih edilebilir. Saatin renderlarına, fotoğraflarına aldanmayın. Apple Watch, gerçekten çok küçük. Kronometresi olmayan Swatch saatler kadar düşünün. Başparmaktan biraz büyük. Fotoğraflardakinden çok daha ince. bombeli oluşunun sebebi o bombenin nabız ölçümü gerçekleşmesi. Yani teniniz altında kalıyor. Kolunuzda şık, zarif bir saat olarak yer alıyor. Hatta diğer akıllı saatlere bakınca, dışardan çok da ‘’akıllı’’ saate benzemiyor.  En ilginç tarafı, saati görenler ‘’Ben o zaman 42mm alayım’’ diyor. Bu saatin 42mm olduğunu belirttiğimde epey bir şaşkınlık yaşanıyor. Fotoğraflar gerçekten yanıltıcı. Apple Watch, kutusundan çıktığı anda, boyutuyla oldukça şaşıracağınız bir saat.

Problemleri yok mu? var elbette. Bazen bileğinizin hareketiyle uyandırmak için, doğal olandan birazcık daha sert hareket etmek gerekebiliyor. Ama bunu günde sadece 1-2 defa yaşadığımı söylemeliyim. Bir kere taptic feedback çalışmadı. Donanımsal bir sorun değildi, çünkü bu çalışmama durumu Apple Watch uygulamasında Taptic Feedback’in ayarını değiştirdiğimde ortaya çıktı. Apple Watch’ı kapatıp açınca, -ki bu toprakların biliyorsunuz en büyük bug fix’i budur- herşey yoluna girdi. 1-2 kere twitter’a bakarken uygulama çöktü. Uygulama çökme durumunu SoundHound’da da yaşadım. Ama uygulamayı geri açtığımda şarkıyı bulmuştu, bir sorun yaşamadım. Bunun dışında özellikle 1.0 gibi bir sürüm için bile saatin iyi çalıştığını söyleyebilirim. Eksik olarak şu an sadece 3. parti uygulamalar ve Türkçe Siri diyebiliriz. Dikte çalıştığı için çok sorun olmasa da, Watch’da Siri’nin neden çalışmadığını anlamış değilim. Tabi Apple Pay ile beraber Watch’da farklı bir deneyim sunacak. Artık cüzdansız yaşamamız gerektiğini düşünüyorum. Passbook ile bunu bir nebze deneyimleme şansımız var ama Apple Pay’in artık Amerika dışına çıkmasının zamanı geldi. Facebook ve WhatsApp ise gerçekten gerekli. Her iki uygulamada da, bildirimleri ve mesajları görüp cevap verememek, can sıkıcı. Özellikle WhatsApp Türkiye’de bu kadar yaygınken, insan Watch üzerinden de mesaj yazabilmeyi istiyor.

Peki gelelim can alıcı noktaya; pratikte Apple Watch gerçekten gerekli mi?

Apple Watch, bence sosyal anlamda iPhone ile başlayan telefon ekranına gömülme durumunu değiştirecek bir cihaz. Tahmin etmesiniz de sizi telefonunuzdan kopardığı için, özellikle sosyal medyaya, internete bu aralar fazlasıyla bağlandığınızı düşünüyorsanız, Apple Watch bunun için yardımcı olabilir. Kullanımım sırasında, telefonu ihtiyacım olan durumlar dışında elime almaya bildirimlerden başladığımı farkettim. Fakat siz telefonda bildirim olup olmadığını ona bakmadan da farkebildiğiniz için telefondan kopmaya başlıyorsunuz. Apple Watch, telefonun pil kullanımını da bu yönden epey etkiliyor. Minik bir bakış, gündem hakkında bilgilenmenizi sağladığından, ekstra durumlar haricinde telefona bakma gereği duymuyorsunuz. Son zamanlarda özellikle Twitter konusunda bağımlılığın suyunu çıkarttığım için, Apple Watch’ı bir kurtarıcı olarak görüyorum. Aktiviteler konusunda ise, motive edici bir cihaz. Uyarıları, ‘’dostane’’ bilgileri ile Apple’ın bu zamana kadarki en kişisel teknolojimiz derken bunu sadece donanım anlamında söylemediğinin farkına varabiliyorsunuz. Cihaz sizin ne yaptığını biliyor ve ‘’sağlığınız’’ için uyarılarda bulunmaya başlıyor. Bu ailenizden, sevgilinizden, arkadaşınızdan beklediğiniz bir davranış olduğu için, saat burda diğer ürünlerden farklı olarak kişiselleşmeye başlıyor.  

Yazılımda yapılan ince dokunuşlar, Apple’dan beklediğimiz şekilde. Koldan çıkınca şifre soruyor olması, ekranını elimizle 3 saniye kapattığımızda sessize geçmesi, iPhone’nunuzu bulamadığınızda  sesini ve hatta flashını açması çok güzel yazılım özellikleri. iPhone’dan alışık olduğumuz şekilde Digital Crown ve kişiler tuşuna aynı anda basınca ekran görüntüsü de alabiliyoruz.

Peki ya Apple Watch Analog saatlerin rakibi olabilecek mi? Kesinlikle; evet. Ancak burda yanıldığımız bir nokta, dijital saatler, Apple Watch ile başlamadı. Dijital saatin tarihi 1883 yılına dayanıyor. O tarihten beri, analog ile beraber aslında büyük bir rekabet yaşamadı. Müzik sektöründe bilgisayarda tutulan datanın bile bittiği, fotoğraf ve film sektöründe ise Kodak’ın bile piyasadan silindiği bu dönemde, Apple Watch’ın diğer saatlerin piyasasından oldukça pay alacağı kesin. Ama ‘’Smartphone’’ların bile aslında ‘’Featurephone’’ları tam olarak bitiremediği zamanımızda, analog saatlerin, biteceğini düşünmek biraz zor. Elbette yara alacaklardır, kar ve satış payları düşecektir, ancak gelecekte her iki saate de yer olduğunu düşünüyorum. Plak, şu an hala nasıl basılıyorsa, Lomography, hala nasıl mağazalar açıyorsa, Analog saatlerin de ‘’hip’’ bir kitlesinin hep olacağını ve bir çok insanın tek bir saat seçimiyle yetinmeyeceğini bilmek gerekiyor. Sonuçta saat aynı zamanda ciddi bir aksesuar, takı. Bunu Apple’ın 20.000 dolarlık seçeneği ile de görüyoruz. Bu sebeple Apple Watch alan birinin aynı zamanda analog saat kullanıcısı olması, analog saati olan birinin de aynı zamanda Apple Watch’a da sahip olması zor bir ihtimal değil. Hatta Swatch saati olan biri için Apple Watch, şık bir Rolex’i olan biri için de Apple Watch Sport oldukça cazip olabilir. Apple Watch, kesinlikle deneyimlenmesi gereken, güzel bir saat. Ancak, ilerde gelişmesini umduğumuz sağlık sensörleriyle işin rengini şu an yazdığımızdan daha da farklı bir noktaya da taşıma potansiyeli olan bir aksesuar.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Reklamlar